7 Şubat 2014 Cuma

TAKSİ DURAĞINDAN BİR ANI - Çakır Şükran

Semtimizde aşağıdaki gibi güzel insanlar hala var, ne mutlu. Geçen yazdı sanırım. 8. Cadde'de İş Bankası'nın önündeki simitçi karşıya geçerken araba çarpmış, hastanede yatıyormuş, durumu ciddiymiş,sosyal güvencesi de yokmuş. Karşıdaki taksi durağının mensupları o sokaktaki yufkacı vb bazı esnafın camına yardım etmek isteyenler taksi durağına başvursun mealinde duyurular asmışlar. Günlük telaşla simitçiyi tam hatırlamasam da yardım etmeye gittiğimde taksi durağındakiler önemli bir mali destek sağlandığını belirttiler. İnsanlık ölmemiş diyebileceğimiz olaylardan birini semtimizde yaşamak tesadüf olmasa gerek. Çok karamsarlaştığımız dönemlerden geçerken ülkemizdeki bu olay bile insanlıktan umutlanmaya neden oluyor.

“Toplantıya gideceğim. Baktım geç kalma ihtimalim var, bindim bir taksiye, muhabbetçi bir arkadaş. O anlatıyor ben dinliyorum. Tam işyerinin önüne geldik. Ankara’da Bakanlıklar. Diyelim ki, taksi parası 9.75 TL tuttu, ben 10 TL uzattım. Hani hepimizin yaşadığı sahne vardır ya, taksici üstünü arıyormuş gibi yapar, siz de para üstünü alabilmek için bir ayak dışarıda, inmemek için debelenirsiniz. Tam o sahne olacak. Şoför, para üstü var mı diye aranmaya başladı. - Üstü kalsın kardeşim” dedim. Döndü bana doğru: - Vaktin var mı ağabey ?” dedi. - Evet” dedim (tek ayağım hala dışarıda) Dörtlülere bastı, trafik dört şerit akıyor, indi araçtan. Önde bir büfe var. Gitti oraya, bir şeyler konuşup geldi. Bana 25 krş uzattı. Belli ki para bozdurmuş.

- Birader” dedim,”9.75 değil,10.50 yazsa ister miydin 50 kuruş benden?”
- “Ne alacağım ağabey 50 kuruşu!”
- Peki, niye gittin 25 kuruş için o kadar uğraştın. Üstü kalsın demiştim.” Döndü bana, attı kolunu arkaya:
 - “Vaktin var mı ağabey?”
- “Var.”
- Çek kapıyı o zaman.”

5 dakika konuştuk. İngiltere’de Profesöründen, bilmem kiminden eğitimler aldım. O taksicinin 5 dakikada öğrettiklerini, İngiliz hocalar haftalarca verdikleri derslerde öğretemediler:

 - “Ağabey biz Keçiören’de 5 kardeşiz. Babam rençberdi, günlük yevmiyeye giderdi; artık inşaat falan bulursa çalışır gelir, o gün iş bulamamışsa, biz eve gelişinden, yüzünden anlardık.” “Durumumuz hiç iyi olmadı. Akşam yer sofrasında yemek yerdik. Yemek bitince babam bize” Durun kalkmayın” derdi. Önce dua ederdik sonra babam bize sofrada konuşma yapardı.” “Aha” dedim, “Bizim meslekten”, seminerci.
- “Ne anlatırdı baban ?”
 - “Hayatta nasıl başarılı olunur ?” ” O gün inşaata çağırmazlarsa eve para getiremiyor, sonra çocuklara hayatta başarı teknikleri anlatıyor.” - Babam işe gidince büyük ağabeyimiz onu taklit ederdi, delik bir çorapla pantolonun ceplerini çıkarır, dört kardeşi karşısına alıp “Dürüst olun, evinize haram lokma sokmayın” diye anlatırken, biz de gülerdik. Annem kızardı,”Babanızla alay etmeyin. O, hem dürüst hem de çalışkandır” derdi. Yan evde iki kardeş var, onların babası zengin. Babaları birahane işletiyor, ama adamda her numara vardı, kumar falan oynatırdı. Bizim yeni hiç bir şeyimiz olmadı, hep o ikisinin eskilerini kullandık. O amca mahalleden geçerken biz 5 kardeş ayağa kalkardık, çünkü bize bahşiş verirdi. Babam eve gelince ayağa kalkmazdık. Çünkü hediye, para falan hak getire. Ağabey biz babamı kaybettik. Altı ay içinde yandaki baba da öldü. Yandaki baba iki çocuğa 5 katlı bir apartman, işleyen birahane, dövizler ve araziler bıraktı. Bizim baba ne bıraktı biliyor musunuz?”
 - “Ne bıraktı?”
 - “Bakkal veresiyesi ve konuşmalarını bıraktı : “Evladım işinizi dürüst yapın, hakkınız olmayan parayı almayın.” Falan filan… “Ağabey, aradan 15 yıl geçti…” “Diğer babanın 2 oğlu şu anda cezaevindeler, ne ev kaldı ne birahane. Ailesi dağıldı.” “Biz 5 kardeş, beşimizin Keçiören de taksi durağında birer taksisi var. Hepimizin birer ailesi, çoluk çocuğu, hepimizin birer dairesi var.” “Geçenlerde büyük ağabeyimiz bizi topladı ve dedi ki :

- “Asıl mirası bizim baba bırakmış.” “Hepimiz ağladık. 5 kardeş taksiciliğe başladığımızdan beri, taksimetrenin yazmadığı 10 kuruşu evimize sokmadık. Her şeyimiz var Allah’a şükür.” Çok duygulandım, veda ettim. Tam ineceğim:

- “Dur ağabey, asıl bomba şimdi!”
- Nedir bomban ?” - Nerede oturuyoruz biliyor musun ? O iki kardeşin oturduğu 5 katlı apartmanı biz aldık. 5 kardeş orada oturuyoruz.”

 Evladınıza ne araba bırakırsınız, ne ev, ne de başka bir miras. Evlada sadece değer kavramları bırakırsınız. Bakın iki baba da evlatlarına değer kavramları bırakmışlar. Bir Babanın En Güzel Mirası AHLAK’tır… (Alıntı)

Ahmet Şerif İzgören

---------------------

Ibrahim Güney
"
O ismini bilmediğiniz simitci ibrahim agbi ibrahim abi kaza gecirdiginde. Cok üzüldük ve yeşilte taksi calışanları olarak aramızda para topladık. Daha sonra esnaf arkadaşlar mahallemizden katılma k isteyenler olunca kampaya başlattık ibrahim abi emekdecok eski tanımayan yok cokoralrında para tolayıp getiren oldu hatta burda aglayanlar bile oldu bizde iş bankasına bir hesap actırarak paraları o heba yatırdık. Biriken paraları zamanla aylesine verdik. Şimdiibrahim agbi aramızda iyce iyileşti ve simidini satıyor."

0 yorum :

Yorum Gönder